Aşağıdaki liknten alıntıdır:
www.habervitrini.com/haber.asp?id=148175
Detayları Okuyunuz
<font size="2">Telefon dinlemeleri toplumumuzda çok sık yapılan ve
genelde yasal
olmayan yollarla gerçekleşen eylemler olarak gündemde olmaya devam
ediyor.. Konu genelde önemli kişilerin telefonlarının dinlenmesi ile
sıcak gündeme oturuyor.. Telefon dinlemek sürekli olarak toplumda
huzursuzluk ve gerginlik yaratan bir olgu olarak sık sık medya
organlarında önümüze çıkıyor... Ancak son zamanlarda toplumda herkesin
birbiririnin telefonlarını dinlemesi ayrı bir haber konusu olarak
medyada çok sık haber kosnusu oluyor...<br></font><br>
<div class="haberbaslik"><h1>SİZ SİZ OLUN CEP TELEFONUNUZ KAPALIDA OLSA YATAK ODANIZA GÖTÜRMEYİN!...</h1></div>
<div class="haberdetayozetli">
<div id="haberdetayfoto" class="haberdetayfoto"><img src="http://images.habervitrini.com/haber_resim/cep_tel_konu1.jpg" border="0" height="178" width="270"></div>
<div class="haberdetayozetana">
<div class="haberdetayozet">Saygı Öztürk'ün yazdığı yazı cep telefonu konusunda herkesin duyarlı olması gerektiğini ortaya çıkarıyor.
</div>
<div class="haberdetaytarih">14 Ekim 2004 Perşembe 14:07</div>
</div>
</div>
SAYGI ÖZTÜRK<p style="">
</p><p style="">
Son olayda ortaya koydu ki telefonlar ilgili-ilgisiz bir biçimde
dinleniyor. Bu dinleme sonuçları da sürdürülen bir soruşturmayla
bağlantılı olsun ya da olmasın basına ya da başkalarının eline
verilebiliyor. Daha da tehlikelisi son dönemlerde en büyük iddia,
kurumların işi gücü bırakıp birbirlerini dinlemeye başlamaları,
karşılıklı olarak açıklarını aradıkları. </p><p style="">
</p><p style="">
Telefonların hangi hallerde dinlenebileceği Çıkar Amaçlı Organize Suç
Örgütleriyle İlgili Yasa’da belirlendi. Bu yasanın çıkarılması ve
dinlemelerin yasadışı olmaktan kurtarılması için Sadettin Tantan’ın
önemli çabası oldu. Rüştü Kazım Yücelen’in İçişleri Bakanlığı döneminde
de, keyfi dinlemelerin önünün alınması için dinleme yapılan ilgili
birimlere “müfettiş baskın”ı yapıldı, denetim ağı kuruldu. </p><p style="">
</p><p style="">
Görüldü ki bir çok dinleme “hızlı takip” gerekçe gösterilerek mahkeme
kararı olmadan gerçekleştirilmiş. Ya da Telekom’dan bir telefonun
dinlenmesi için “uç” alınırken, bu birden çok telefonun dinlemesinde
kullanılmış. Kimin, kiminle konuştuğu “çapraz sorgu” yöntemiyle
belirlenmiş, bunların da bir çoğu yine dinleme kararı alınmadan değişik
yöntemlerle dinlenmiş. Telefon şirketlerinde yasal dinlemeler olduğu
anlaşılmıştı.</p><p style="">
</p><p style="">
Bir bakan ya da “hatırlı bürokrat” telefon numarasını verip “baktırın
bakalım bu telefon numarasını kimler aramış, bu telefonla kimler
aranmış” dediği zaman kısa sürede sonuçlar kendisine ulaştırılıyordu.
Her halde bu kadar başıboşluk ve keyfilik demokratik başka bir ülkede
kolay kolay görülmez...</p><p style="">
</p><p style="">
TELEFONLA KONUŞMADAN DA DİNLENİYOR</p><p style="">
</p><p style="">
Yasadışı telefon dinlemeleri şimdi daha kolay. Hatta mahkemeden izin
almanıza bile gerek kalmıyor. Dinlemek istediğiniz kişinin, bulunduğu
binanın bir kilometre uzağından dinlemeniz mümkün.</p><p style="">
</p><p style="">
Bırakın onu, cep telefonuyla konuşmasanız bile masanızın üzerinde
bulunan telefon, sizin odada herhangi birisiyle yaptığınız konuşmayı
dinleme merkezine yansıtıyor. Yani telefon bir yerde hoperlör görevi
yapıyor. O yüzden, eğer deneyimli bir istihbaratçıyı tanıyorsanız,
masada konuşulanların dinlenmesini istemiyorsa, telefonunun bataryasını
çıkarttığına tanık olursunuz. Teknoloji konusunda kurumlar
birbirleriyle yarışıyor. Demirbaş kayıtlarında görülmese bile bugün
dinlemede sınır tanınmıyor.</p><p style="">
</p><p style="">
Telefonlarınız yasal olarak dinleniyorsa tabii ki dinlensin. Bundan
kimse rahatsız olmaz. Ancak, yapılan bu konuşmalar hakkınızda yürütülen
bir soruşturma için değil, başka amaçlarla kullanılırsa işte o zaman
işin rengi değişiyor. Hatta bunun arkasından “çıkar” iddiaları bile
gündeme gelebiliyor. Bu durum kurumlara olan güveni bitirir...</p><p style="">
</p><p style="">
Yıllar önce yapılan telefon konuşmalarının imha edilmesi gerekirken,
bunlar tutuluyor. Daha önce bir bakan söylemişti, bazı soruşturmaları
yürüten savcı ve hakimlerin karşına telefon konuşmaları çıkarılıyor ve
onların ya da yakınlarının yaptığı telefon konuşmalarının bant
çözümleri masalarına “şantaj” amaçlı olarak konuluyor. Sonra da falanca
davanın, nasıl sonuçlandırılması gerektiği söyleniyormuş... Bakanın
bunu söylemesinden bir gün sonra Ankara’da bir Cumhuriyet Savcısı’nın
başına gelenleri anımsıyorum. Kendisine ulaştırılan kasette bir bayanla
görüntüleri yer alıyordu...</p><p style="">
</p><p style="">
Telefonu bulunan hemen herkes “dinleniyorum” şüphesi altında. Bugün
hangi kamu kuruluşunda kiminle konuşursanız konuşun, telefonlara
güvensizlik var. O yüzden özellikle kamu görevlileri telefonla değil
“yüz yüze konuşmayı” tercih ediyor. </p><p style="">
</p><p style="">
PEKİ SORUŞTURMA NİÇİN AÇILMAZ? </p><p style="">
</p><p style="">
Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi Başkanı Sabri Uzun,
Kaçakçılık Dairesi Başkanı Hanefi Avcı Emniyet’te tanınan, bilinen,
güvenilen isimler. Ancak, onların da denetiminden kaçan gelişmeler
olduğu anlaşılıyor. Özellikle Kaçakçılık Dairesi Başkanlığı’nın telefon
dinlemelerinin bant çözümleri neredeyse işportaya düştü. Dinlemenin
başında bulunan kişinin hakkında müfettişlerin “İstanbul’da görev
yapamaz” diye raporu da bulunuyor. Sanki, son olayda İstanbul’daki
kadrolardan intikam almak için mi telefon dinlemeleri bölüm bölüm
basına aktarıldı yoksa Organize Suçlar Şubesi’nin vaziyete hakim
olamadığının mı bir kanıtıydı? </p><p style="">
</p><p style="">
Bilenen, dinlenen telefonlar eğer yürütülen soruşturmayla ilgiliyse
mahkemeye veriliyor. Soruşturma ile ilgili olmayan konuşmaların
tapelerinin de imha edilmesi gerekiyor. Buna uyulmadığı “Kelebek
Operasyonu”nda çok açık bir biçimde ortaya çıktı. </p><p style="">
</p><p style="">
Türkiye hukuk devleti. Peki, telefon konuşmalarının çözümünü Cumhuriyet
savcısından önce üstelik de soruşturma ile ilgisi olmamasına rağmen
başka yerlere servis yapanlar hakkında soruşturma açıldı mı? Ne yazık
ki açılmadı. Açılmaz da. Çünkü bunları “servis yapan” yada “servis
emri”ni verenler sıradan kişiler değil. Ancak gün gelir görevini kötüye
kullananlardan da hesap sorulur. Tabii ki olan yine bürokrata olur. </p><p style="">
</p><p style="">
Emniyet Genel Müdürü Gökhan Aydıner “beni bu işlere karıştırmayın”
deyip sessizliğini koruyor. Peki soruşturma emrini kim verecek?
Bekleyelim böyle bir emir verebilecek birisi ortaya çıkabilecek mi?
Yoksa emir verecek olanda mı “telefonlarım dinlenir” korkusu yaşıyor...
</p><p style="">
</p><p style="">
YARGITAY’IN KARARI BU YÜZDEN HAKLI</p><p style="">
</p><p style="">
Telefonların yasal dinlemesi sırasında, suç unsuru olabilecek bir
bilgiye sahip olunduğunda, durum ilgili makamlara bildiriliyor.
Nitekim, Yargıtay’ın bazı üyeleri hakkında da başka bir amaçla
telefonlar dinlenirken onların isimlerine ulaşıldı.</p><p style="">
</p><p style="">
Yargıtay’ın telefon dinlemeleriyle ilgili kararı “kendilerini
koruyorlar” biçiminde de yorumlandı. Ancak günümüzde telefon dinlemenin
tam anlamıyla çığırından çıkarken, böyle bir karara ihtiyaç olduğu da
anlaşıldı. Konuştuğum bazı Emniyet mensupları da Yargıtay’ın bu
kararının yerinde olduğunu, dinlenen bir telefonla bağlantılı olduğuna
inanılan kişiye ait telefonun da dinlenmesi için mahkeme kararı
alınması gerektiğini kaydettiler.</p><p style="">
</p><p style="">
Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu’nun aldığı kararda imzası bulunan bir
üye ile dün telefon dinlemeleri ile ilgili konuyu konuştum. İşte
Yargıtay üyesinin telefon dinlemeleriyle ilgili anlattıkları:</p><p style="">
</p><p style="">
- İŞTE ÇARPICI BİR ÖRNEK: Telefon dinlemeleri başlı başına delil
değildir. Bu uluslar arası bir hukuk kuralıdır. Sadece bizde değil,
Avrupa Hukukunda da böyledir, ceza, hukuk genel kurullarının,
dairelerinin kararları vardır. Başlı başına telefon dinleme kayıtları
delil değildir. Ancak telefon dinlemeleriyle hareketle başka delile
gidilebiliyorsa, bu mahkumiyet gerektiriyorsa değerlendirilmektedir.
Amerikan, batı ülkeleri hukukunda telefon dinleme konusu çok açık ve
net hükümlere bağlıdır. </p><p style="">
</p><p style="">
Örneğin Amerikan hukukunda yasal olmayan bir delilden başka bir delile
ulaşılıyorsa, o delil de geçersizdir. ABD Yüksek Mahkemesi’nin kararı
vardır: kişi suç işlemiş, polis takip etmiş. Kişi suç delilleriyle
birlikte evine girip kapıyı kilitlemiş. Polis, kapıyı kırıp içeriye
giriyor, suç delilleriyle birlikte kişiyi yakalıyor. Suç delilleri
belli. Kişinin mahkumiyetine yetiyor. Fakat, hakim huzuruna çıktığı
zaman hakim ‘sen izin almadan, kapıyı kırarak bu kişiyi yakaladın’
diyor ve bunlar yeterli delil kabul etmeyip kişiyi beraat ettiriyor. </p><p style="">
</p><p style="">
- İKİ CÜMLE ÇIKARIRSANIZ: Bizde bu yok. Suç kanıtlarına ulaşmak için
gözaltına alınan kişiye işkence yapıldığı ve işkence sonucu kişiyi
konuşturup suç delillerine ulaşıldığı dönemlerde olmuştu. O zaman bile
kişi mahkum ediliyordu. Telefon dinlemekle bir adamı mahkum etmek
mümkün değil. Çünkü telefon üzerinde oynamak o kadar kolay ki. İki
cümleyi çıkardınız mı konuşmanın anlamı değişiyor. </p><p style="">
</p><p style="">
- BİR KİŞİ İÇİN ALINIYOR, 50 KİŞİ DİNLENİYOR: Kararımız, kişileri
şovenist duygularla korumak amacını gütmüyor. Şu anda ben sizinle
konuşuyorum. Karşılıklı konuşurken bir suça ortak olduğumuz
anlaşılıyor. 24 saat geçmemiş. Mahkemeden karar alma imkanı yok. O
zaman bu kişilerin arasındaki delil olarak nitelendirilebiliniyor. Ama
bir kişi hakkında dinleme kararı alınıyor, 50 kişiyi aylarca
dinliyorsunuz. Oysa onların hakkında da karar almak mümkün. Dinlemeyi
aksatmadan bu yapılabilir. Mahkemelerde dinleme kararı veriyor, cimri
davranmıyor. </p><p style="">
</p><p style="">
- ÇETELERLE BÖYLE MÜCADELE OLMAZ: Böyle olmasına rağmen siz bir kişi
hakkında dinleme kararı alır, 50 kişiyi dinlerseniz olmaz. Bu çete ile
şununla bununla savaş değildir. Bu bir hukuk kuralıdır. Eğer bir hukuk
düzenini yerine oturtamazsak, çetelerle mücadele etmemiz mümkün
değildir. Önce hukuk devletinin kurallarını, gereğini tam olarak yerine
getirmemiz gerekir. Bir kişiye başka, bir başkasına ayrı işlem yapmanız
mümkün değildir. Hukuk evrenseldir, kişilere değil,herkese karşı eşit
kuralları içerir. Yargıtay Birinci Başkanlık Kurumu kararı da işte bu
düşüncelerle verilen bir karardır. </p><p style="">
</p><p style="">
Telefonları birden çok birim dinliyor, izliyor. Bu çok başlılık devam
ettikçe sıkıntının bitmesi şöyle dursun, giderek boyut kazanır. Telefon
dinlemenin tek merkezden yapılması, sıkı denetim altında tutulması,
bunları mahkemelerden başka yere verenler hakkında da ağır yaptırımlar
uygulanması gerekiyor. Bugün buna seyirci kalanların da, yarın benzer
olaylar başına gelebilir. Hani denilmiyor mu “hukuk bir gün size de
lazım olabilir diye.</p><p style=""><br></p><br>